31 Ocak 2021 Pazar

Kanlı Noel - Banyo Katliamı | 364 Kıbrıs Türkü Öldü

Kanlı Noel, 20 Aralık ya da 21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs Türklerine karşı başlatılan silahlı saldırılara verilen isimdir. Kıbrıs adasında ki toplumlar arası çatışmaların başlangıcı kanlı noel olarak kabul edilmektedir. Kanlı Noel olayında toplam 364 Kıbrıs Türkü ile 174 Kıbrıs Rumu ölmüş, vefat etmiştir.


İsviçre’nin şehri olan Zürih de Yunanistan, Türkiye ve İngiltere arasında yapılan görüşmelerde hazırlanan anayasa ile beraber 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak kurulmuş oldu.

Her Şey Makarios Yüzünden Başladı

Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk başkanı olarak seçildi. Makarios 1961 yılında mevcut bulunan anayasa ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetilemeyeceğini iddia etmeye başladı. 1963 yılının Kasım ayında anayasada tam on üç maddelik bir değişiklik yapılmasını istedi ve önerdi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Türk Cemaatinin bu değişiklikleri, on üç maddelik değişikliği kabul etmesi için Akritas planı adı verilen prensipler çerçevesinde Kıbrıslı Rumlar adada gerginliği arttıran gazete yayınlarını Aralık ayı boyunca sürdürdü.

Türklere Yapılan İftiralar, Tacizler ve Saldırılar

1963 yılının 4 Aralık gününde örgüt militanı olan Markos Drakos'un heykeli bombalanarak suç Türklerin üzerine atıldı.

20 Aralık günü ise Türk kadınların üzerleri Lefkoşa'da aranmak istendi. Orada bulunanlar bu duruma karşı çıkmak isteyince de Rumlar her zaman ki vicdansızlıklarını bir kez daha göstererek kalabalığın üzerine ateş açtı. Rumlar tarafından açılan bu ateş sonunda 2 kişi hayatını kaybetti. Türk gençleri, 21 Aralık'ta yapılan bu vicdansız saldırıyı kınamak istediğinde ise EOKA tarafından yaylım ateşine tutuldu.

1963 tarihinin 21 Aralık ayın da ise Rumlar harekete geçti. Lefkoşa'nın Türk kesimini, türk bölgesini kuşatma altına alınarak Kanlıdere bölgesinde "temizlik" operasyonları yapmaya başladı.

Maalesef ki Kanlı Noel'in simgesi olan Nihat İlhan'ın 3 küçük oğlu, Kutsi, Murat, Hakan ve eşi Mürüvvet'i saklandıkları banyoda, Rum saldırganlar küvetin içinde onları bir kurşun yağmuruna tutarak katletti.

Türklere saldırılar Küçük Kaymaklı ve Ayvasıl yerleşim yerlerinde de yapıldı. Tam 103 Türk köyü yakılıp yıkılarak Türklerin köylerini terk edip kaçması zorunda bırakıldı. Kıbrıslı vicdansız Rum çetelerinin saldırıları 1963 yılının 25 Aralık tarihine kadar sürdü.

Emir Yunandan


EOKA lideri Nikol Sampson, ilerleyen zamanlarda yaptığı bir açıklamada "Kanlı Noel"i zafer olarak gördüğünü söyledi. Ayrıca emri Yunan hükümetinden aldığını da ifade etti.

Kaynaklar: TRT Haber, Wikipedia, Yeni Çağ Gazetesi

Diğer tarih yazılarımız 》》

29 Ocak 2021 Cuma

Osmanlı Gelenekleri - 8 Güzel Osmanlı Geleneği

Kahve ve Su

Belki de günümüzde en bilindik Osmanlı âdeti kahve âdetidir. Kahvenin yanında su getirilirdi. Misafir, toksa önce kahveyi alır; aç ise suyu alırdı. Ona göre de ya yemek sofrası kurulur ya da meyve ikram edilirdi.


İki Tokmak

Osmanlı’da kapılarda iki adet tokmak bulunurdu. Tokmaklardan biri kalın bir diğeri ise inceydi. Gelen misafir erkek ise kalın ses çıkaran tokmağı, gelen misafir kadın ise ince ses çıkaran tokmağı kullanırdı. Bu sayede ev halkı da kapıdaki misafir hakkında bilgi edinmiş olur, ona göre misafiri karşılarlardı. Eğer kapıyı çalan kadın misafir ise ev hanımı kapıyı normal ev haliyle açardı. Gelen misafir erkek ise ev hanımı örtüp kapıyı açar veya kocası, oğlu vs. kapıyı açardı.

Hanımlara Hediye

Osmanlı da erkekler, hanımlara hediye olarak ayna alırdı. Ayna almalarının sebebi ve bunun anlamı “Sana senden daha güzel verilebilecek bir hediye yok” demekti.


Cuma Namazı

Osmanlı da Cuma namazına giderken hiçbir esnaf, dükkan kapısına kilit vurmaz, dükkanı kapatmazdı. Buna kuyumcular bile dahildi.


Zimem (Veresiye) Defteri

Ramazan zamanlarında hali iyi olanlar ve zenginler bakkal, manav gibi dükkânlara giderdi. Ordaki esnaftan zimem defterini çıkarmasını isterdi. Zimem defteri, bugünün veresiye defteridir. Zengin rastgele sayfalar koparır ve “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” derdi. Bu sayede borcu olan, borcunu kimin ödediğini; borcu ödeyen de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.

Sadaka Taşı

 Sadaka taşları, taş bloklardan oluşan, genelde cami ve türbelerin köşelerinde bulunan taşlardı. Sadaka taşları ortası çukur, yaklaşık bir buçuk - iki metre yüksekliğe sahip taşlardır. Bu taşlar sayesinde fakirler dilenmezdi. Zenginler de gösterişten çekindiği için sadakaları bu sadaka taşlara koyardı. Fakir kimse de gece gelip ihtiyacı kadar olan parayı alırdı. Sadaka taşında geriye kalan paralarda bir başka ihtiyacı olanın gereksinimini karşılardı.

Çiçekler 

Osmanlı da eğer pencerenin önünde sarı çiçekler varsa "Bu evde hasta var. Evin önünde hatta bu sokakta gürültü yapmayın" anlamına gelirdi. Eğer pencerenin önünde kırmızı çiçekler varsa "Bu evde gelinlik çağına gelmiş , bekar kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarına, söylediklerine dikkat et ve küfür etme" anlamına geliyordu.

Kız İstemek

Osmanlı gelenekleri
Osmanlıda kız istemeye giden damat adayının namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun "diz izine" bakılırdı.